Hamileliğe&anneliğe nasıl alışılıyor bilmiyorum.
Hala her sabah büyüyen göbeğimi ilk kez görmüş gibi şok oluyorum, son haftalarda ortaya çıkan kalp çarpıntılarını olduğu gibi kabul etmek yerine sorgulayıp biraz da korkuyorum.
Sivilceler biraz geçti gibi ve iştahım insani seviyelere indi. İlk üç aydaki hızımla olmasa da kilo almaya devam ediyorum tabi. Ve sürekli ama sürekli bir kıpırtı, bir hareket hissetmek için tetikte, elim karnımda bekliyorum. Bi yerlerden okuduğuma göre ilk hamilelikte anne, bebek hareketlerini gaz sancılarıyla karıştırabilirmiş. Sırf bebeğimin ilk hareketini bu şekilde atlamamak için, karnımdaki bütün hareketleri O'nun hareketleri sanıyorum bazen. Emin olmak için biraz daha zamana ihtiyacım var sanırım.
Eski kıyafetlerimin 90%'ının içine girememe durumumda beklendiği üzere bir değişiklik yok. Çok sevdiğim canım arkadaşımın düğününe bile yukardaki mürebbiye kostümümle gitmek zorunda kaldım sırf bu yüzden. Gardrobumun geri kalanıyla, başta pek sevgili kalem eteklerimle olmak üzere, hergün uzun uzun, acıklı acıklı bakışıyoruz. Gebe kıyafetleri piyasısından hala hiç hoşlanmıyorum ve inanımaz sıkıcı buluyorum. Aldığım yeni şeyleri de daha sonra giyebileceğim şekilde almaya çalışıyorum ama sonuçta birkaç penye elbise ve tayt+tunik ikilisinden başka birşey giyemez oluyorum:)
Oğlumu çok özledim.
Sürekli ultrasona girip ne yapıyor görmek istiyorum. Evine ultrason cihazı aldığı rivayet edilen Tom Cruise ve Katie'nin o dönemde sürekli Suri'yi rahatsız ettiklerini hayal ediyorum. Tanrım, iyiki ne yapacağımızı şaşıracak kadar çok paramız yok:)