26 Mayıs 2013 Pazar

20


20. günümüz bugün heyecanlı yavru tavşanım.

Kaka yaparken tam bir süperkahraman gibisin. Ellerin kolların bir ileri bir geri, bir yukarı bir aşağı. Ve o  muhteşem sesler. Benim sana gururla bakan bakışlarım. Senin sakinleşen ve beyazlaşan kırmızı minik suratın. Mutluluğun tablosunu çizdik mi, çizdik.

Bazen ben uyuyorum ve senin açlığınla orantılı hızlanan nefes alışverişlerinle uyanıyorum. Ev ahalisinden biri uçarak seni bana yetiştirmeye çalışıyor. Sonra senin heyecandan elin, kolun, dilin birbirine karışıyor ve ağzınla bir türlü hedefi yakalayamıyorsun. Ben oracıkta seni yiyip bitirmek istiyorum. Heyecanlı yavru tavşanlığın tam olarak buradan geliyor. Sonrası uzun uzun copcopcopcopp.

Altını değiştirirken dünyanın en sakin bebeğisin. Bir kere kafana tam isabetle çişini yapmış olabilirsin ama o da bizim hatamız. Her alt değiştirmede ne aradığımı bilmiyorum ama bezini açıp ne var ne yok diye bakıyorum. Sonra da elimle bezi tartıyorum. Ne kadar ağırsa gururum o kadar büyük. Aptal mıyım neyim.

Rüyanda bazen çok acıklı bazen de çok komik şeyler görüyorsun. Acıklıysa derin derin iç çekip, komikse de çapkın çapkın gülümsüyorsun. Sonra ellerin göğsünde, parmaklar maniküre hazır pozisyonda açılmış, alt dudak yer çekimine karşı koyamaz vaziyette uyuyorsun. Seni uyutmanın bütün zorluğuna rağmen o sahne öyle cezbedici ki benim için, seni uyandırmak pahasına cop diye öpüyorum. Sonra bir saat daha uyutmak için uğraşıyorum.

Çok yoruldum ve çok mutluyum.

 Çok zor ve çok muhteşem bir 20 gündü.

Teşekkür ederim bal oğlum, süt kokulum.

Ağzını burnunu yemek istiyorum.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Demir❤


6 Mayıs 2013. Gece saat 23:46. 40 hafta 5 gün sonra kucaklaştık. Şimdi koyun koyuna, süt kokuları eşliğinde, uykusuz ama mutlu ve heyecandan süt kanallarımın sızladığı, korkup, şükredip, hem ne yapacağını bilmez halde hem de herkesten çok biliyor gibi hissederek yaşıyoruz. Bir haftadır. Göğsüme yatar yatmaz sesi kesilen, uykusunda gülümseyen ve doymak bilmeyen bir küçük adamla❤

5 Mayıs 2013 Pazar

41. hafta


41. haftada dünya barış ve mutluluğu için 3 dileğim var.
Sevgili kadın doğum uzmanları; hastalarınıza tahmini doğum tarihleri vermeyin.
Sevgili gebeler; hamileliğin 42. haftaya kadar uzayabileceğini unutmayın.
Ve dünyanın geri kalanı; gebe kadınları "hala doğurmadın mı?" diye darlamayı bırakın!

2 Mayıs 2013 Perşembe

40+



1 Mayıs 2013-9 ay 10. gün

Mayıs oldu. Sabah uyandım, elimi göbeğime attım, evet hala beraberiz.
Telefonumdaki gebelik takip programı "Today is the Day" dedi, hadi ulen dedim ben de.
Vücudum hamileliğe öyle çılgın bir adaptasyon sağladı ki, sanki bir ay öncesinden daha iyiyim.
Gece tuvalete kalkmadım, sabah sıkışmış bile uyanmadım.
Her zamanki yastığımla gece yatıp sabah uyanmak suretiyle fosur fosur uyudum.
3 saat avm gezdim, bankaya gidip kredimi ödedim, araba kullandım, sitede yürüdüm, yabani bir tavşan görüp, O'nu bir işaret saydım.
Belim ağrımıyor, dizim ağrımıyor, bacaklarım bu extra 20 kiloya nasıl dayanıyor?
9 ay 10 günün bittiği gün  bugün.
Kendimi bugün doğum yapmış olarak hayal etmiştim hep, bi daha böyle kendinden emin plan program yapma sevgili kendim, cahillik etme!
Ama yine de vefakar bedenime ve bitanecik bebeğime seslenmeden edemeyeceğim.
Tamam beni üzmeden, ağrıdan sancıdan ağlatmadan, çatlamadan, yataklarda yatırmadan bugünlere geldiniz. İçimdeki tombiş insan yavrusu, cop cop emiyor, ensesindeki saçlarını amniyon sıvısında dalgalandırıp burun deliklerini şişiriyor.
Tamam iyi iş çıkardınız, hatta şahaneydiniz, muhteşem bir iş birliği ve şahane bir beraberlikti.
Ama hadi artık, ayrılın, kucaklaşın.
Çok özledim.
Lütfen.

*Fotoğraf yine 9. aydan ama biraz daha eski. Beni anlatan trafik işaretini buldum temalı.

26 Nisan 2013 Cuma

38-39. haftalar


40. haftaya girdiğim şu günlerde göbekle değil de, kucağımda bebekle sesleneceğimi düşündüm hep. İnsanın şu kendine olan kahrolası güveni. Benim için acemiliği, cahilliği, sürprizleri, kontrolü elde tutamamayı kabullenmenin tam zamanı!

Son bir aydır sanki herşey aynı. Göbeğin boyutu mesela. Son haftalarda uzayıp, kocamanlaşıp beni çılgınca zorlayacağını düşünüyodum. Hiç alakası yokmuş. Göbek çok büyümediğinden, tüm beden göbeğe artık iyice alıştığından, uyuyorum, yürüyorum, hayatıma böyle devam edebilecek kıvamdayım. Son ay neye benzeyeceğimi çok merak ediyordum, korkmaya gerek yokmuş, hala insan görünümündeyim:P
Bacaklarım, sırtım zaman zaman ağrıyor ama yine beni hayattan&hamilelikten soğutacak bir durum yok.Yani, benim tecrübelerime göre hamileliğin son zamanından korkmaya pek gerek yokmuş.

Ne yazsam bilemiyorum artık. Mesela ben şu satırları yazarken birden doğum başlasa filan diye düşünüyorum.  Sürekli vücudumu dinleyip bir doğum sinyali yakalamaya çalışıyorum.Bir insanın varoluşu ve hamilelik süreci ile ilgili bir sürü bilimsel gerçek olmasına rağmen, doğumu tam olarak neyin başlattığını bilmiyor oluşumuza acaip canım sıkılıyor:)

*Tahtadaki sürreal çalışma Erman'a ait, bence anlamaya çalışmayalım, sabırsız bir babanın çaresizliği olarak kabul edip, bağrımıza basalım:P


14 Nisan 2013 Pazar

38. hafta-özledim



Suratımı kırıştıra kırıştıra yüzüstü uyumayı
Korkmadan hoplayıp zıplamayı
Masaya yarım metre boşluk bırakmak zorunda kalmadan yanaşmayı
Koşmayı, koşmayı, koşmayı
Dışarda korkusuz salata yemeyi
Pantolonumun düğmesini iliklemeyi
Uyurken bir manevrayla diğer tarafa dönebilmeyi
Saatlerce çişimi tutabilmeyi^.^
Düz karnımı
Yemek yerken ağzımı ıskaladıklarımın göbeğim yerine yere düşmesini
Çömelince tekrar bir çırpıda ayaklanabilmeyi
Yataktan desteksiz kalkabilmeyi
Çorabımı giymeyi, ayakkabımı bağlayabilmeyi
Yüzüstü uyumayı (evet 2. kez)
Kendi bedenimde sadece kendi canımın sorumluluğunu taşımayı
çok fena özledim.

11 Nisan 2013 Perşembe

35&36&37. haftalar



Son düzlük mü son tümsek mi artık ne demek isterseniz tam olarak o noktadayız sanıyorum.
Beni gören bütün kamu ahalisi telaşla gözlerini açıp ve yüksek ihtimalle bir anlığına oracıkta doğurduğumu hayal ettiğinden pek ortalarda dolaşmıyorum.
10 gündür evdeyim ve zamanımın çoğunu uyuyarak, elimdeki kitaptaki “doğum nasıl gerçekleşir?” bölümünü 50. kez okuyarak ve psikolojimde sıfır değişiklik kaydederek geçiriyorum.

Fiziksel olarak ne durumdayım?
Kocamanım. Yemeklerden sonra tansiyonum düşük. Ödem&çatlak henüz yok. Ama çok ayakta durursam, yorulursam ayaklarım biraz şişiyor. Sırt&bel ağrısı yok. Arada bir bacaklarımı çok yorgun ve halsiz hissediyorum.

Ne hissediyorum?
Dengesiz bir ruh hali. Ya bu koca göbekle yaşamışım gibi yıllardır, böyle yaşar gider modundayım. Ya bir an önce doğurup kendi bebeğimin poposunu umarsızca&çekinmeden ve kimseden izin almadan vakumlamak istiyorum. Ya çok cesurum, pırt diye doğar diyorum, ya düşündükçe korkudan tansiyonum düşüyor. Herhangi bir orijinallik yok yani, sıradan bir gebeyim.
Bir zamanlar 30. haftayı bekliyordum heyecanla, 37. hafta bitti. Hamileliğin ilk zamanlarını nerdeyse hiç hatırlamıyorum. Doğumdan sonra da hamileliğe dair bütün hatıralarımı sileceğim muhtemelen. İyi ki kişisel tarihimi dönüp hatırlabileceğim bu blogu yazmaya başlamışım.

Erman nasıl?
Sınırsız anlayış, destek, sevgi, ilgi sağlaması sebebiyle zaman zaman gözümü korkutuyor. Bir an gelecek “yoruldum benden bu kadar” diye yığılıp kalacak diye tırsıyorum. O’nsuz zaten olmazdı da, düşünüyorum düşünüyorum gerçekten olmazmış

Demir nasıl?
Hamileliğin sonuna doğru, su azalır, bebek büyür, bebeğin hareketleri de yavaşlar diye bana anlatılan ne varsa hepsinin aksine, çılgın tekme ve tokatlarla durmaksızın sağlı sollu hırpalanıyorum. Hatta bir akşam durmaksızın 3 saat sürdü ve ağladım. Sonra ne saçmalıyorum diye düşündüm, sustum, uyudum.
Ultrason sonuçlarına göre keyfi yerinde, sürekli dili dışarıda, parmak ya da elinin tamamı ağzının içinde, aç bir bebek profili çiziyor.

Bu son hamile yazım mı olur, bu erken doğum beklentileri bana kapak olur, 40 haftayı aşar mıyız bilinmez.

Ben şimdi adet yerini bulsun diye biraz erik yicem, siz iyi dileklerinizi bizden esirgemeyin lütfen.